Hipertansiyon tedavisi
Hipertansiyon tedavisinde temel amaç, hedef organ hasarını
önleyerek sakatlık ve ölümleri azaltmaktır. Öncelikle mevcut
olan diğer kardiyovasküler risk faktörleri ve hedef organ
hasarları tedavi edilmelidir. Sekonder hipertansiyon olan
hastalarda yani hipertansiyonu başka bir hastalığa bağlı olan
hastalarda hipertansiyona yol açan hastalık tedavi
edilmelidir.Hipertansiyonun nedeni saptanamaz ise kan basıncı,
hastaların yaşam düzeni değiştirilerek veya ilaçla
düşürülmelidir. Hastalarda yaşam düzeninin değiştirilmesi
(ilaçsız tedavi) kesinlikle ihmal edilmemelidir.
Kan basıncı sistolik (büyük) 160 mm Hg veya diyastolik (küçük)
100 mm Hg'nın üzerinde ise antihipertansif tedaviye hemen
başlanmalıdır. Üzerinde tartışılan değerler, sistolik kan
basıncı (büyük tansiyon) için 140-160 mm Hg ve diyastolik kan
basıncı (küçük tansiyon) için 90-100 mm Hg'dır. Antihipertansif
tedavi ile kan basıncı düşürüldükçe, kardiyovasküler risk doğru
orantılı olarak azalmaktadır. Birleşik Ulusal Komite'nin (Joint
National Committee, JNC) 6. raporu ve Dünya Sağlık Örgütü'nün(WorldHealthOrganisation)
bu konudaki görüşleri farklı olmakla birlikte birbirine benzer.
Genel eğilim, hastada başka kardiyovasküler risk faktörleri
varsa, sistolik kan basıncı (büyük tansiyon) için 140-160 mm Hg
ve diyastolik kan basıncı (küçük tansiyon) için 90-100 mm Hg
değerlerinde de ilaç tedavisine başlamaktır.
Antihipertansif tedavi ile kan basıncı düşürüldükçe
kardiyovasküler risk doğru orantılı olarak azalmaktadır. Belli
bir diyastolik kan basıncı değerine ulaşıldıktan sonra, kan
basıncının daha da düşürülmesi, kardiyovasküler hastalık riskini
arttırmaktadır. Günümüzdeki bilgilerle, kan basıncının çok
düşürülmesi sakıncalı olabilir. Bu konuda doktor karar
vermelidir.
Birleşik Ulusal Komite'nin 6. raporuna göre, kan basıncı,
kesinlikle 140/90 mm Hg'nın altına düşürülmelidir. Kan basıncı,
140/85 mm Hg'ya indirilebilir ancak daha fazla düşürülmesinin
yararı belirsizdir.
Dünya Sağlık Örgütü raporuna göre ise kan basıncı, yaşlılarda
140/90 mm Hg'nın altına, gençlerde ise 120-130/80 mm Hg'ya
indirilmelidir.
Diyabetik hastalarda (şeker hastalarında), kan basıncı 130/85 mm
Hg'nın altına indirilmelidir. Böbrek hastalığı olan hastalarda,
kan basıncı daha da aşağı değerlere düşürülmelidir. Bu değerler
konusunda, hastaların kesinlikle doktorlarına başvurmaları
gereklidir.
İlaçsız tedavi yani yaşam düzeninin değiştirilmesi, kan basıncı
yüksekliğini kontrol etmenin yanısıra hipertansiyonunun
önlenmesinde de yararlıdır. Hastalar, ilaçsız tedaviyi
kesinlikle ihmal etmemelidir. Şişmanlık, şeker hastalığı veya
kanında yağı yüksek (hiperlipidemi) olan hastalarda, yaşam
düzeninin değiştirilmesinin önemi daha da artar. Yaşam düzeninin
değiştirilmesi, hipertansiyonu tek başına kontrol edebileceği
gibi ilaç gereken durumlarda, ilaç dozunun azaltılmasına da
olanak sağlar.
Diyetle tuz alınımının günde 100 mmol'ün (6 gram NaCl [tuz])
altına düşürülmesinin kan basıncını düşürdüğü, birçok çalışmada
gösterilmiştir. Yaşlı, diyabetik (şeker hastaları) veya
hipertansif hastalarda, diyette tuz kısıtlamasının kan basıncını
düşürücü etkisi, daha belirgindir. Diyetle tuz kısıtlaması, kan
basıncı kontrolünü kolaylaştırır, antihipertansif ilaç
ihtiyacını azaltır ve kalp büyümesini geriletebilir. Diyette tuz
kısıtlaması yapmak için gerekenler tuzsuz ekmek kullanılması,
yemek pişirilirken tuz atılmaması, sofraya konulmuş yemeklere,
tadına bile bakmadan tuz atma alışkanlığının terkedilmesi ve
gıda seçiminde gıdaların tuz içeriğine bakılmasıdır.
Yapay tuzlarda, sınırlı da olsa tuz bulunabildiği ve bazı
antihipertansif ilaçlarla yapay tuzların birlikte kullanılması
sakıncalı olabileceği için, yapay tuz hastalar tarafından
doktorlarına danışılmadan kesinlikle kullanılmamalıdır.
Şişman hastalar mutlaka zayıflatılmalı ve ideal kiloya
getirilmelidir. 4-5 kilo kaybı bile kan basıncı kontrolünü
kolaylaştırabilir. Şişman hastalar en az 10 kg
zayıflatılmalıdır. Kilonun kontrol altına alınması, yağ
metabolizması bozuklukları veya diyabetes mellitus (şeker
hastalığı) gibi diğer kardiyovasküler risk faktörlerin de
kontrol edilmesini kolaylaştırır.
Düzenli aerobik egzersiz (yürüme, koşma, yüzme, bisiklete binme
vb.) kilo kaybını hızlandırır, kan basıncı kontrolunu
kolaylaştırır, kardiyovasküler riski ve mortaliteyi azaltır.
Ağırlık kaldırma, vücut geliştirme gibi izotonik egzersizlerden
kaçınılmalıdır. Egzersiz sıklığı haftada en az 3 kez, tercihen 5
kez, 30-45 dakika süreli olmalıdır. Egzersizin 2 hafta
bırakılması, olumlu etkisini ortadan kaldırır. Kalp hastalığı
gibi sorunları olanlar egzersiz programına başlamadan önce,
doktor kontrolünden geçmelidirler. Hastalar araba kullanmaktansa
toplu taşım araçlarını kullanmalı, kısa mesafelerde yürüyüş
yapmalı, asansöre binmektense yürümelidir. Günlük yaşantıda,
fiziksel aktivite arttırılmalıdır.
Sigara
kesinlikle bırakılmalıdır.
Her
sigara, kan basıncını anlamlı derecede yükseltir. Sigara,
antihipertansif tedavi ile sağlanan kardiyovasküler risk
korunmasını da azaltır. Sigara ayrıca koroner arter hastalığı,
inme (felç), subaraknoid kanama (beyin kanaması), kanser, ani
ölüm ve akciğer hastalığı riskini arttırır. Sigaranın
bırakılmasının kan basıncının düşürülmesine uzun sürede net bir
etkisi yoktur ancak sigara diğer kardiyovasküler riskleri de
etkiler. Sigaranın bırakılmasını takiben kilo alınmamasına
dikkat edilmelidir. Hastasına sigara içmemesini söyleyen
doktorun inandırıcı olabilmesi için kendisinin de sigara
içmemesi gerekir. Türkiye'de ne yazık ki sigara içen doktor
sayısı çok fazladır. Ancak her hasta kendisinden sorumlu
olduğunu unutmamalıdır.
Alkol
tüketimi sınırlandırılmalıdır.
Günde 30
ml ethanolden daha az alkol tüketilmelidir. 720 ml bira, 300 ml
şarap, 60 ml 100 derece viski ve 60 ml rakıda 30 ml ethanol
bulunur. Zayıf insanlarda ve kadınlarda, ethanol alımı, günde 15
ml ile sınırlandırılmalıdır. Uygun miktarda alınan alkolün,
koroner arter hastalığı üzerine olumlu etkileri vardır. Aşırı
alkol tüketimi kesinlikle engellenmelidir.
İlaçsız tedavinin yeterli kan basıncı kontrolü sağlamadığı
hastalarda, ilaçla tedaviye başlanmalıdır. Kan basıncı, sistolik
(büyük) 160 mm Hg veya diyastolik (küçük) 100 mm Hg'nın üzerinde
ise antihipertansif tedaviye hemen başlanmalıdır. Genel eğilim,
hastada başka kardiyovasküler risk faktörleri varsa, sistolik
kan basıncı (büyük tansiyon) için 140-160 mm Hg ve diyastolik
kan basıncı (küçük tansiyon) için 90-100 mm Hg değerlerinde de
ilaç tedavisine başlamaktır.
Günümüzde, basamak tedavisi yerine bireyselleştirilmiş tedavi
kullanılmalıdır. Bireysel tedavide, ilaçların yan etkileri ve
hipertansiyona eşlik eden hastalıklar gözönünde tutulur. Genel
olarak, bu ilaçların antihipertansif etkinlikleri birbirine
benzer ve hastaların yaklaşık % 5-10'u verilen ilacı, yan etkisi
nedeni ile bırakmak zorunda kalır. Tedaviye ikinci bir ilaç
eklenmesi söz konusu ise uygun kombinasyon seçilmelidir.
Tedaviye tek ilaçla başlanmış ise tedavi değiştirilmeden (ciddi
yan etki yok ise) önce, 4-6 hafta beklenmelidir. Tedavi
değişikliği, doz artırımı veya ikinci ilaç eklenmesi şeklinde
olabilir. Şiddetli hipertansiyon (Diyastolik kan basıncı 130
mmHg'dan fazla ise) veya hipertansiyona bağlı ciddi organ
fonksiyon bozukluğu var ise, tedaviye birden fazla ilaçla
başlanabilir.