|
Obezite, yani şişmanlık genel anlamda vücutta gereğinden fazla
yağ dokusu depolanması şeklinde tarif edilebilir. Bir kişi
günlük ihtiyacından daha fazla kalori aldığında fazla olan bu
enerji yağ hücrelerinde trigliserit adı verilen maddeler
şeklinde birikir.
Burada hemen obezite ile kilo fazlalığı arasındaki fark
vurgulanmalıdır. Obezite vücuttaki yağ dokusunun gereksiz yere
fazla olmasıyken kilo fazlalığı “ideal vücut ağırlığının“
üstünde olmak demektir.
Bir kişi ideal kilosunun üstünde olmasına rağmen şişman
olmayabilir. Özellikle düzenli egzersiz yapma alışkanlığını
sürdüren kadınlarda kas kitlesinin artışı vücut ağırlığının
yükselmesine neden olabilir. Bu nedenle kilo belirlenmesi yerine
vücut yağ oranının saptanması bir kişinin obez olup olmadığının
belirlenmesinde daha geçerli bir kriterdir.
Vücut yağ oranının saptanması en doğru şekilde insanın suya
batırılarak (hidrodansitometre) vücut yoğunluğunun ölçülmesiyle
gerçekleştirilir. Deneysel olarak en başarılı yöntem bu olmasına
karşın, pratik olmaması nedeniyle klinik değerlendirmede
kullanılamamaktadır. Bunun yerine cilt kalınlığı ölçümü veya
diğer bazı teknikler veya aşağıda yer alan basit hesaplamalar
kullanılmaktadır.
İDEAL VÜCUT
TARTISI:
Lorentz-Vandervael formülü :
Kadınlarda: İdeal vücut tartısı= 50 kg + (boy cm.-150) x 0,6
Erkeklerde: İdeal vücut tartısı kg.= 50 + (boy cm-150) x 0,7
BEDEN KİTLE
İNDEKSİ (BKİ) :
BKİ Vücut tartısının vücut yuzeyine oranını belirtir.
BKİ: vücut ağırlığı (kilogram) / boy (metre) kare şeklinde
hesaplanır.
İdeal vücut tartısına göre şişmanlık üç sınıfa ayrılabilir.
Obez(hafif orta): Ağırlığı ideal vücut ağırlığının % 130 ile %
160 kadarı.
MORBİD Obez(ağır şişman): Ağırlığı ideal vücut ağırlığının % 160
ile % 225’i.
SÜPER Obez(aşırı şişman): Ağırlığı ideal vücut ağırlığının %
225’inden fazla olanlar.
BKİ’ne göre
OBEZİTE olguları 5 gruba ayrılır:
Normal:BMİ 22-24Kg/m2
Hafif şişman:25-34,9Kg/m2
Obez:35-39,9Kg/m2
Morbid Obez:40-50kg/m2
Süper obez:50 kg/m2’den fazla
Bel Çevresi
Ölçümü ve Obezite
Bel
çevresi ölçümüne göre obezite değerlendirmesi aşırı kiloluk
derecesini belirlemekten çok kiloya bağlı sağlık sorunu
hastalığı gelişme olasılığını belirlemek için kullanılır. Aynı
model bel/kalça oranı hesaplanması şeklinde de
kullanılabilmektedir.
Göbek deliği
seviyesinde ölçülen bel çevresi kadınlarda ideal olarak 80
santimetre, erkeklerde ise 94 santimetre ve altında olmalıdır.
Erkeklerde bu çevrenin 102 santimetreden, kadınlarda ise 88
santimetreden fazla olması durumunda kiloya bağlı sağlık
sorunları gelişme olasılığı belirgin bir şekilde artmaktadır.
Amerika ve Avrupa’da obezite giderek yaygınlaşmaktadır ve bu
maalesef ülkemizde de böyledir. Amerika Birleşik Devletlerinin
verilerine göre bu ülkede yaşayan kadınların %25’i kilolu, %25’i
ise obez kategorisindedir.
Obezitenin artmasının en muhtemel nedeni insanların sedanter
yaşam tarzı dediğimiz enerjinin fazla harcanmadığı bir yaşam
tarzı benimsemesi, öte yandan muhtemelen zaman sorunu nedeniyle
egzersiz yapmaya fazla zaman ayırmamasıdır. Sedanter yaşam tarzı
“iki kat için bile asansör kullanmak”, “bakkala bile arabayla
gitmek”, “faturalarımızı telefon veya internet kanalıyla
ödemek”, “akşam yürüyüş yapmak yerine, muhtemelen buna uygun
alan olmaması nedeniyle TV seyretmeyi tercih etmek” gibi farklı
şekillerde açıklanabilir. Bunlar bizim fazladan aldığımız
kalorileri harcamamamıza neden olan durumlardır.
Obezite
sorununun yaygınlaşmasında diğer önemli bir etken de bizi günlük
aldığımız kalori miktarının artmasına iten nedenlerdir. Yıllar
öncesiyle günümüzü karşılaştırdığımızda “porsiyonların” ne kadar
büyüdüğünü bariz olarak görebiliriz. 10-15 yıl öncesinde
içecekler 200 mililitrelik şişelerde, “aile boyu içecekler” de 1
litrelik şişelerde satılırdı. Günümüzde ise bu boyda bir içecek
artık bir insanın ihtiyacına bile zor cevap verir hale
gelmiştir. Porsiyonlarının büyüklüğüyle ün yapmış Amerikan tarzı
beslenmeyi giderek daha fazla adet edinen toplumumuzda
çocuklarda bile şişmanlık oranı artmaktadır.
Çalışmalar,
kadınlarda erkeklere göre obezitenin daha fazla olduğunu
göstermektedir.
Bu fark özelikle ileri yaşlarda daha da açılmaktadır. Bunun en
muhtemel nedeni kadınların doğal olarak “bazal metabolizma
hızlarının”, yani vücudun genel işlevlerinin sürmesi için
gerekli en az en az enerji ihtiyacının daha düşük olmasıdır.
Menopoz dönemine giren bir kadında yumurtlama sonrası dönemde
artan kalori harcanımı da devre dışı kaldığından bu durum daha
da belirginleşir.
Bazal
Metabolizma, yani vücudumuzun “rölantide” çalışırken harcadığı
enerji yaşla birlikte azalma eğilimindedir. Bilimsel veriler
kadınlarda bu enerjinin 18 yaşından itibaren 10 yılda bir %2
azaldığını göstermektedir. Kadınlar bu düşüş nedeniyle günlük
aldıkları besin maddeleri sabit kalsa bile her yıl yaklaşık 0.4
kilogram almaktadırlar. Egzersiz yapılarak günlük harcanan
enerji miktarının artırılmasıyla bu durum bertaraf edilebilir.
Bu nedenle “benim yaşım geçti, egzersiz neyime” anlayışını terk
etmek, bunun yerine “yaşım ilerledikçe kilomu korumak için daha
fazla egzersiz yapmalıyım” felsefesi benimsenmelidir.
Not:
Yukarıda yazılı olan bilgiler ,
konuyla ilgili bir tanıtım amacını taşımaktadır. Eğer Diyabet
konusunda size özel bilgiler istiyorsanız mutlaka doktorunuza
danışmanız gereklidir. izmirdiamed.net
yukarıda verilen bilgilerden veya bu bilgilerin doktora
başvurmadan kullanımından doğabilecek olan ( olumlu yada olumsuz
) her türlü maddi ve manevi sonuçlarından sorumlu değildir. |